İletken Madde Nedir

Ağustos 17, 2011

İletken Madde Nedir?
Iletken Maddeler Nelerdir?
İletken Madde Nedir -Yalıtkan Madde Nedir
Elektriği ileten maddelere iletken madde, elektriği iletmeyen maddelere de iletken olmayan (yalıtkan) madde denir. Elektrik akımını ileten maddelere “iletken maddeler” denir. Metal gibi maddelerde iletkenliği sağlayan serbest elektronlar vardır. En iyi iletkenler sırayla; altın, gümüş ve bakırdır. Elektrik akımını iletmeyen maddelere “yalıtkan maddeler” denir. Cam, ebonit, porselen gibi cisimlerde serbest elektronlar yok denecek kadar azdır. Bu yüzden elektriği iyi iletmezler.

metaller de, iyi iletken ve kötü iletken olarak kendi aralarında gruplara ayrılır.
Atomları 1 valans elektronlu olan metaller, iyi iletkendir. Buna örnek olarak, altın, gümüş, bakır gösterilebilir.

Bakır tam saf olarak elde edilmediğinden, altın ve gümüşe göre biraz daha kötü iletken olmasına rağmen, ucuz ve bol olduğundan, en çok kullanılan metaldir.

KATILAR

Bakır Altın Gümüş Demir Alüminyum Çelik Magnezyum Nikel Krom
Sıvılar

Limonlu Su
Tuzlu Su
Asitli Su

Gazlar

Flerosan Lambalar
Neon Lambalar

Yalıtkan (dielektrik), bir elektrik akımı taşıyabilecek serbest elektronları olmayan, bir elektrik alanıyla kutuplanma özelliği taşıyan, elektrik iletkenliği sıfır veya çok zayıf olan cisim veya madde. Özdirençleri çok yüksek olduğundan, elektrik akımlarını ancak güçlükle geçirebilen maddeler için kullanılır.

Yalıtkanlarda elektronlar, bir molekülden öbürüne güçlükle geçer; eğer bir yalıtkanın atomlarından biri bir elektronu yakalarsa, bu elektron atoma bağlı kalır; oysa iletken bir cisimde, bütün kütle içinde dolaşır.

Ekosistem Hizmetleri Ve Sürdürülebilirlik

Ağustos 17, 2011

Ekosistem Hizmetleri Ve Sürdürülebilirlik
Ekosistem sürdürülebilirliği,

EKOSİSTEM HİZMETLERİ

Yerkürede çevrenin dengeli ve kararlı bir durumda devam etmesine yardımcı olan, yeryüzündeki canlılar tarafından yürütülen etkinlikler ya da süreçlerdir.
Bunlardan bazıları:

1.) Toprağın oluşumu ve verimli hale gelmesi
2.) Suyun temizlenmesi
3.) Küresel sıcaklığın kontrol altında tutulması
4.) Bitkilerin tozlaşması
5.) Oksijen ve karbondioksit dengesinin kurulması

Ekosistemdeki Bozulmalar Onarılabilir mi?

Bozulmuş ekosistemler kendi haline bırakılırsa doğal yollarla onarılması yüzlerce yıl alabilir. Fakat ekoloji bilgisine sahip kişilerin katkısıyla ekosistemlerin onarımı ve sürdürülebilirliği hızlandırılabilir.

Bunlardan bazıları şunlardır:

1.) Bozulan ekosistemlerin onarılmasına katkıda bulunmak için toprağa azot bağlama yeteneği olan bitkiler dikerek toprağın azot düzeyi arttırılabilir.
2.) Hardal, alpin teresi vb. bitkilerin toksik metalleri topraktan alma ve depolama özelliğinden yararlanılarak metal kirliliği olan toprak ve atık sular temizlenir. Bu gibi işlemlerle doğal özelliklerini kazanan toprağa uygun bitki türleri ekilir.
3.) Bozulan ekosistem yanmış bir orman alanı ise kara yosunlarından olan Funaria hygrometrica gibi öncü türlerin ekilmesiyle bu alanın tekrar yaşanabilir hale gelmesi hızlanır.

Alıntı

Peygamber Efendimiz orucunu neyle açardı

Ağustos 12, 2011

Peygamberimiz orucunu nasıl açardı?

Selman İbn-i mir (r.a.)¸ Resul-i Ekrem Efendimiz’in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Sizden biriniz orucunu açacağı zaman hurma ile açsın. Çünkü hurmada bereket vardır. Eğer hurma bulamazsa¸ su ile açsın. Zira su temizleyicidir.” (İbni Mâce¸ Sıyam: 24; Ebû Dâvud¸ Savm: 21)

Hurma bulamazsa su

Hadiste de ifade edildiği gibi Peygamber Efendimiz (s.a.v.) orucunu hurma ile açardı. Hurma bulunmazsa su içerdi.

- Oruç açarken hurma ile suyun tercihinde pek çok hikmetler vardır. Hurma¸ meyve oluşuyla birlikte aynı zamanda bir katıktır.

- Bunun için ilk olarak hurma ile karşılaşan mide onunla bir süre gıda ihtiyacını giderir. Hurmanın bağırsakları çalıştırmasında¸ harekete getirmesinde de rolü vardır.

- Su da maddî-manevî temizliği sağlar. Susuzluğu giderir¸ mideyi ferahlatır¸ rahatlatır.

- Hurma ve suyun faydaları sadece bunlardan ibaret değildir. Daha bilmediğimiz pek çok fayda ve hikmetleri vardır. Peygamberimizin bizzat uygulamasını da farklı bir rivayette Hz. Enes (r.a.) şöyle anlatıyor: “Resulullah (s.a.v.) akşam namazını kılmazdan önce birkaç tane taze hurma ile orucunu açardı. Eğer taze hurma yoksa kuru hurma ile açardı. Kuru hurma bulamazsa da bir kaç yudum su yudumlardı.” (Ebû Dâvud¸ Savm: 22¸ (2556); Tirmizî¸ Savm: 10)

Oruç ibadeti hakkında bilgi

Ağustos 12, 2011

Oruç ibadeti hakkında bilgi
Oruç ibadeti – Oruç ile ilgili Bilgi

Kulluğun bir ifadesi olarak oruç, bizden önceki kavimlere farz kılındığı gibi bizlere de farz kılınmıştır. Nitekim Cenab-ı Hak; “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden evvelkilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.” [Bakara 2/183] buyurarak bu farziyeti bizlere de bildirmiştir.

Oruç ibadeti İslam’ın beş temel esasından biridir. Oruç; Allah’ın rızasını kazanmak için ibadet maksadıyla gün boyu yemekten, içmekten, nefsi arzulardan uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir. Her şeyin bir zekatı olduğu gibi, bedenin zekatı da oruçtur. Kul, zekat ile malını temizlediği gibi, oruç ile de gönlünü ve ruhunu kirleten bazı kötü düşüncelerden arınır. Oruç: Yüce Allah’ın bizlere ihsan ettiği sayısız nimetlere karşılık O’na şükranlarımızı arz etmektir.

Ramazan’da Bütün Organlarımızla Oruç Tutalım

Orucun İslamiyet’ten önceki ilahi dinlerde de vardır. Ergenlik çağına gelmiş her Müslüman’a farzdır.
Oruç insanları dünyada kötülüklerden sakındıran, ahirette de cehennem azabından koruyan ve günahların bağışlanmasına vesile olan bir ibadettir.
Oruç tutan maddi ve manevi bakımdan huzura kavuşur. Oruçtan beklenen manevi hazzı alabilmek için sadece midesine değil, bütün organlarına oruç tutturmalıdır.
İnsan, nefsinin aşırı isteklerine karşı koyabilmeli, öfkesini yenebilmeli ve bütün organlarına oruç tutturabilmelidir. Başkalarına zarar vermekten, etrafındaki insanları huzursuz etmekten kaçınmalı, herkesle iyi geçinmelidir”

Sünnetin yararları ve önemi

Ağustos 11, 2011

Sünnetin yararları ve önemi
Sünnetin olmanın önemi
Sünnet sonrası bakım

Sünnet hakkında faydalı bilgiler…

Sünnet penisin uç kısmını saran, prepisyum adı verilen sünnet derisinin kesilerek alınması ve penis uç kısmının açığa çıkarılması işlemidir. Ülkemizde sünnet dini ve sosyal bir istek olup tüm erkek çocuklarında genel olarak uygulanmaktadır.

Sünnet her yaşta yapılabilmekle beraber özellikle uzmanlar 3 ile 6 yaşları arasında sünnet yapılmasını çocuktaki psikolojik etkilenmeden dolayı önermemektedir. Ancak yeni doğan çocuklar için yani 0 ile 1 ay arasındaki çocuklarda cerrahi işlem kolaylığı, yara iyileşmesinin çabuk olması, sünnet sonrası bakımın kolaylığı ve psikolojik etkilenme oluşturmaması sebebiyle en ideal yaş olarak kabul edilmektedir. 2500 gr ağırlığın üzerinde olup ve ilk 24 saatini doldurmuş yeni doğan bebekler sünnet için en uygun olanlarıdır.

Sünnetin Faydaları:

Sünnet olmak dini ve sosyal bir istek olmakla beraber oldukça faydası olan bir uygulamadır.

• Sünnet olan erkek çocuklarında idrar yolu iltihaplanması daha az görülmektedir.

• Sünnet olan kişilerde derinin altında taş teşekkülü sünnetten sonra görülmez.

• Penis kanseri sadece sünnet olmayan erkeklerde görülmektedir.

• Sünnetsiz olan kişilerin eşlerinde rahim ağzı kanserleri daha sık görülmektedir.

• Bulaşıcı hastalıklar sünnet olmayan kişilerde daha çok görülmektedir.

• Sünnet olduktan sonra deride sık yara görülmez.

• Sünnetli olan kişilere göre Sünnetsiz olan kişilerde penis kanseri daha sık görülmektedir.

• Sünnet olmak kadınlarda rahim kanseri riskini azaltmaktadır.

• Sünnet olmak AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıkların geçişini azaltmaktadır.

Zayıflama hapları hakkında bilgiler

Ağustos 11, 2011

Zayıflama haplarının etkileri, Zayıflama hapları hakkında bilgiler
Zayıflama haplarının etkileri, Zayıflama hapları hakkında bilgiler
Zayıflama haplarının etkileri,

Genelde kilo vermek için mümkün olan en çabuk ve en kolay yolları arar dururuz. Bu sayede büyüklüğü yüzlerce milyarlar doları bulan bir sektör gelişmiştir: Diyet ilaçları ve diyet yiyecekleri sektörü. Ancak bizlere sunulan bu ürünler işe yarıyor mu ve daha da önemlisi bu ürünler sağlığımıza zarar verebilir mi? Halen zayıflamak için diyet yapanlara yardımcı olmak amacı ile kullanılan 5-6 tane popüler ilaç bulunmaktadır. Bunların yanı sıra yiyecek gibi veya yiyecek yerine tüketilerek zayıflatacağı söylenen çok sayıda ürün bulunmaktadır. Kilo fazlası olanların bir kısmı zayıflama ürünlerini kullanırken, çoğunluk kendince bazı yöntemler denemekte ve çok azı ilaç kullanmaktadır.

Şişmanlık (obezite) kronik bir hastalık olarak kabul edilebilir ve diğer kronik hastalıklar gibi dereceleri vardır. Obesitenin derecesi de Vücut Kitle İndeksi(VKİ) ile hesaplanır.

Sonuçta çıkan VKİ sayınız ne kadar yüksek ise şişmanlığa bağlı gelişebilecek bir hastalığa yakalanma şansınız o kadar fazladır.

VKİ değeri 30 veya üzerinde çıkanlar, zayıflama ilacı kullanma gereksinimi olan kişilerdir denilebilir. Veya VKİ sayınız 27 ve üzerinde ise ve şişmanlıkla ilişkili olabilecek bir hastalığınız varsa (şeker hastalığı, hipertansiyon gibi) yine zayıflama ilacı kullanmanız gerekebilir.

Zayıflama ilaçları arasında en çok kullanılanlar Reductil(=Meridia) ve Xenical(=Orlistat) dir. Her iki ilacın da etki mekanizmaları son derece farklıdır ve her biri beraberinde yan etkilerle gelmektedir. Her iki ilaç da zayıflamaya yardımcı olabilecek etkilere sahiptirler, ancak her ikisi de aradığımız.

Türkiye’nin Ekonomik Coğrafyası

Ağustos 9, 2011

Türkiye’nin Ekonomik Coğrafyası

TÜRKİYENİN EKONOMİK COĞRAFYASI

İnsanlar, hayatlarını devam ettirebilmek için çeşitli faaliyetlerde bulunurlar. Bu faaliyetlerin başında tarım, sanayi ve maden ürünleri üretimi gelir. Bu işlerin tamamına ekonomik faaliyetler denir.

TARIM
İnsanların toprağı işleyerek, çeşitli kültür bitkileri yetiştirmesi ve onlardan ürün elde etmesine tarım denir.

TARIMDA VERİMİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1. Toprak ve Bakımı
Tarım topraklarında devamlı üretim yapılabilmesi, toprağın mineralce zengin olmasına bağlıdır. Sürekli olarak üzerinde tarım faaliyeti yapılan toprağın, çeşitli şekillerde bakımının yapılması gereklidir.

2. Sulama
Türkiye’de tarımsal verimi etkileyen en önemli faktör sulamadır. Ülkemizin büyük bir bölümü kurak ve yarı kurak iklimin etkisindedir. Çoğu yerde tarımsal faaliyetin yoğunlaştığı yaz döneminde, kuraklık hüküm sürmektedir. Bu da tarımdaki su ihtiyacını artırmaktadır. Ayrıca, yağışların düzensiz düşmesi, özellikle tahıl tarımının yaygın olduğu sahalarda, her yıl üretimde dalgalanmalara neden olmaktadır.

3. Gübreleme
Sulamadan sonra, verimi artıran en önemli faktör gübrelemedir. Toprağın devamlı kullanılması minerallerin azalmasına neden olmakta ve verimi azaltmaktadır. Gübreleme ile mineral takviyesi yapılarak toprağın verimi artırılmaya çalışılır.

4. Tohum Islahı
Tarım ürünlerinden yüksek verim elde edilmesi, sulama ve gübrelemenin yanında kaliteli tohumun kullanılmasıyla da yakından ilişkilidir.

5. Zirai Mücadele
Hastalık ve haşerelerin üretimde zaman zaman % 20 – 30 civarında verim düşüklüğüne neden olduğu görülmüştür. Türkiye’de zirai mücadele ile tarlalardaki yabancı otların gelişmesi önlenmekte ve haşerelerin çoğalmasına imkân verilmemektedir. Böylece verim düşüklüğünün önüne geçilmektedir.

6. Toprak Analizi
Toprak analizi ile topraktaki mineral maddeler belirlenir. Böylece toprağın hangi tür bitkilere elverişli, hangi tür gübreye ihtiyacı olduğu saptanarak daha bilinçli tarım yapılır.

TÜRKİYE’NİN COĞRAFΠBÖLGELERİ

Ağustos 9, 2011

Türkiye’nin Coğrafi Bölgeleri

KARADENİZ BÖLGESİ
1. Konumu ve Sınırları
Bölge, Türkiye’nin kuzeyindedir. İsmini kuzeyindeki Karadeniz’den alır. Bölge, doğuda Gürcistan sınırından başlayarak, batıda Sakarya Ovası ile Bilecik’in doğusunda kadar uzanır.
Türkiye yüz ölçümünün % 18′ine sahip olan bölge, bu oranla yüz ölçüm bakımından üçüncüdür. Doğu – batı istikametinde en uzun olan bölgemizdir. Bölge, batıdan doğuya doğru yaklaşık 1400 km lik uzunluğa, kuzey – güney istikametinde ise 100 – 200 km arasında değişen genişliğe sahiptir.
Bölge, Doğu Karadeniz, Orta Karadeniz ve Batı Karadeniz olmak üzere üç coğrafi bölümden meydana gelir.

2. Yeryüzü Şekilleri
Bölgede, çeşitli jeolojik zamanlara ait araziler bulunmakla birlikte, daha çok III. jeolojik zamanda oluşmuş araziler yer alır. Dağlar kıyıya paralel uzanır. Bu dağlara Karadeniz Dağları ya da Kuzey Anadolu Dağları adı verilir. Kuzey Anadolu Dağları kıyı ve iç sıra dağları olarak ikiye ayrılır. Bu iki sıradağ kuşağını Kuzey Anadolu Fay Hattı birbirinden ayırır.
Dağlar, Batı Karadeniz Bölümü’nde yaklaşık 2000 m. yükseltiye sahiptir. Orta Karadeniz Bölümü’nde yükselti azalarak 1000 m.ye iner. Doğu Karadeniz Bölümü’nde ise yükselti artarak yaklaşık 4000 m.ye çıkar.
Bölgede, ovalar çok az yer kaplar ve genellikle Orta Karadeniz Bölümü’nde toplanmıştır. Çarşamba ve Bafra ovaları bölgenin en büyük ovalarıdır.
Bölgenin en önemli akarsuları Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Çoruh, Bartın ve Yenice (Filyos) dir. Yerşekillerinin özelliği nedeni ile, göllerin yüzölçümü küçüktür. Sera, Tortum, Uzungöl, Yedigöller ve Abant bölgenin başlıca gölleridir. Doğu Karadeniz Bölümü’nün yüksek dağ zirvelerinde ise buzul (sirk) gölleri bulunur.
Yerşekillerinin özelliği nedeni ile ulaşım kıyı şeridinde yoğunlaşır. İç kesimlerle olan bağlantı Kalkanlı (Zigana) ve Kop gibi önemli geçitlerle sağlanır. Ayrıca, bölgedeki dağlar denize paralel uzandığı için, kıyılarda boyuna kıyı tipi görülür.

Tevfik Fikret Ömr-İ Muhayyel

Ağustos 8, 2011

Ömr-İ Muhayyel Tevfik Fikret
Ömr-İ Muhayyel şiiri,
Tevfik Fikret Ömr-İ Muhayyel şiiri

Ömr-i Muhayyel

Bir ömr-i muhayyel…Hani gülbünler içinde
Bir kuşcağızın ömr-i bahârîsî kadar hoş;
Bir ömr-i muhayyel…Hani göllerde,yeşil,boş
Göllerde,o sâfiyet-i vecd-âver içinde
Bir dalgacığın ömrü kadar zaîl ü muğfel
Bir ömr-i muhayyel!

Yalnız ikimiz,bir de o:Ma’bûde-i şi’rim;
Yalnız ikimiz,bir de onun zıll-ı cenâhı;
Hâkîlere bahş eyleyerek hâk-i siyâhı
Dûşunda beyaz bir bulutun göklere âzim.
Her sahn-ı hakîkatten uzak,herkese mechûl;
Bir safvet-i masûmenin âgûş-ı terinde,
Bir leyle-i aşkın müteennî seherinde
Yalnız ikimiz sayd-ı hayâlât ile meşgul.

Savtındaki eş’ar-ı pür-âhenk ile mâlî,
Şİ’rimdeki elhan-ı muhabbetle nagam-saz,
Ah istiyorum,göklere âmâde-i pervâz
Bir lâne-i âvârede bir ömr-i hayâlî…

Tevfik Fikret Sis Şiiri

Ağustos 8, 2011

Tevfik Fikret Sis
Sis Şiiri Tevfik Fikret
Tevfik Fikretin Sis Şiiri

Sis
Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,
beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan
ağırlığının altında herşey silinmiş gibi,
bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;
tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar
onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!
Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık;
lâyık bu örtünüş sana, ey zulümlér sâhası!
Ey zulümler sâhası… Evet, ey parlak alan,
ey fâcialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı sâha!
Ey parlaklığın ve ihtişâmın beşiği ve mezarı olan,
Doğu’nun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi!
Ey kanlı sevişmeleri titremeden, tiksinmeden
sefahate susamış bağrında yaşatan.
Ey Marmara’nın mavi kucaklayışı içinde
sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın.
Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak,


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.